AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı ve Sosyal Politikalar Başkanlığı görevlerinden ayrıldığını açıklayan eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki tartışmalar dinmek bilmiyor. Borsa üzerinden fon manipülasyonu ve orantısız servet artışı iddialarının odağında kalarak görevinden istifa eden Kaya ile ilgili yargı kulislerinden sızan yeni iddialar, Ankara ve finans çevrelerinde adeta bomba etkisi yarattı. Yürütülen çok yönlü adli soruşturma çerçevesinde, dosyanın boyutunun bürokratik bir istifanın çok ötesine geçtiği ve doğrudan şahsi mal varlıkları ile banka hareketlerine yönelik somut tedbir kararlarını kapsayabileceği öne sürülüyor.
Fon Skandalında Kritik Eşik: Mal Varlıklarına İhtiyati Tedbir mi Geliyor?
Başkent kulislerinde ve adliye koridorlarında konuşulan son iddialara göre, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen organize piyasa dolandırıcılığı ve içeriden bilgi ticareti (insider trading) soruşturması derinleştirildi. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) uzmanlarının hazırladığı kapsamlı raporların ardından, aralarında Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya'nın da yer aldığı iddia edilen menkul kıymet hareketleri mercek altına alındı.
Adli kaynaklara yakın çevrelerden sızan bilgilere göre, şüpheli işlemlerin tespit edildiği hesaplara yönelik ihtiyati tedbir talebinde bulunulması gündemde. İddiaya göre; savcılık makamı, soruşturmanın selameti ve kamu zararının önlenmesi amacıyla Kaya ailesinin banka mevduatları, borsa portföyleri ve son 6 ay içerisinde edinilen taşınmazlar üzerine geçici tedbir şerhi konulmasını talep etmeye hazırlanıyor. Henüz mahkeme heyetince resmileştirilmemiş olan bu hamlenin, dosyadaki para trafiğinin büyüklüğü göz önüne alındığında kaçınılmaz bir prosedür olduğu belirtiliyor.
Yurt Dışına Çıkış Yasağı İddiası ve Yargı Çevrelerinin Görüşü
Gündeme düşen bir diğer çarpıcı iddia ise soruşturma kapsamında adı geçen kritik figürler hakkında adli kontrol tedbirleri çerçevesinde yurt dışına çıkış yasağı getirilmesi yönündeki hazırlıklar oldu. Dosyada şüpheli sıfatıyla yer alabilecek kişilerin sınır ötesi finansal transferler gerçekleştirmesini engellemek amacıyla tahdit konulabileceği öne sürülüyor.
Konuyla ilgili görüşlerine başvurulan ceza ve sermaye piyasası hukuku uzmanı bir akademisyen, sürece ilişkin şu değerlendirmede bulundu: "Borsa manipülasyonu ve içeriden öğrenenlerin ticareti gibi suçlamalarda, şüphelilerin likit varlıkları hızla üçüncü kişilere devretme veya yurt dışına transfer etme riski bulunur. Bu nedenle, ceza muhakemesi hukuku gereğince mal varlığına el koyma, tedbir uygulama ve yurt dışı çıkış yasağı gibi adli kontrol araçları standart koruma tedbirleri arasındadır. Soruşturmanın gizliliği ilkesi korunmakla birlikte, iddiaların ciddiyeti bu tür hukuki tedbirlerin alınmasını kuvvetle muhtemel kılmaktadır."
1 Milyar Lirayı Aşan Kazanç İddiaları Meclis Gündeminde
Krizin merkezinde yer alan Özata Denizcilik payları üzerinden sağlandığı öne sürülen olağanüstü kazanç tablosu, muhalefet partilerinin de en sert eleştiri başlıklarından biri olmayı sürdürüyor. 255 TL maliyetle alınıp kısa vadede 4 bin 482 TL bandından satıldığı iddia edilen hisseler üzerinden, sadece 4 ay gibi bir zaman diliminde 1 milyar 344 milyon TL haksız menfaat sağlandığı yönündeki iddialar, TBMM Genel Kurulu'na taşındı.
Muhalefet temsilcileri, konuyla ilgili Meclis Araştırma Komisyonu kurulması yönünde peş peşe önergeler verirken, yapılan basın toplantılarında borsa yatırımcısının mağduriyetine dikkat çekildi. Muhalefet milletvekilleri yaptıkları ortak açıklamalarda, "Bu mesele basit bir istifa ile kapatılamaz. Ortada küçük yatırımcının birikimlerinin buharlaştığı, buna karşılık siyasete yakın isimlerin astronomik servetler edindiği somut bir tablo vardır. Yargı, siyasi baskılardan bağımsız şekilde hesap hareketlerinin son kuruşuna kadar hesabını sormalıdır" ifadelerini kullandılar.
AK Parti İçinde Süreç Nasıl Yönetiliyor?
İstifanın ardından parti genel merkezinde sükûnetin sağlanması ve tabandaki rahatsızlığın giderilmesi amacıyla yoğun bir kriz masası oluşturulduğu öğrenildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın konuya ilişkin net tavrının sürdüğü ve "kusuru veya ihmali bulunan hiç kimsenin arkasında durulmayacağı" yönündeki genel prensibin alt kademelere iletildiği kaydediliyor.
Parti yönetiminden bir yetkili kulislerde yaptığı değerlendirmede, "Sayın Kaya'nın istifası, partimizin kurumsal kimliğini ve adalet anlayışını korumak adına atılmış şeffaf bir adımdır. Soruşturma tamamen bağımsız yargı organlarının tasarrufundadır. Kimseye ayrıcalık tanınması söz konusu olamaz; iddialar asılsızsa yargı önünde kanıtlanacak, bir usulsüzlük varsa da gereği kanunlar dairesinde eksiksiz yapılacaktır" şeklinde konuştu.
Önümüzdeki günlerde Sermaye Piyasası Kurulu'nun hazırlayacağı nihai teftiş raporunun Cumhuriyet Savcılığı'na teslim edilmesiyle birlikte, mal varlığı dondurma ve yurt dışı yasağı iddialarının resmiyet kazanıp kazanmayacağı netleşecek. Soruşturmanın derinleşmesi halinde, finans ve siyaset dünyasından yeni isimlerin de ifadeye çağrılabileceği ifade ediliyor.