Ortadoğu'nun en uzun soluklu ve yıkıcı krizlerinden birine sahne olan Yemen'de, sahadaki askeri dengeyi tamamen değiştirecek kritik bir gelişme yaşandı. Uzun süredir devam eden görece düşük yoğunluklu çatışma ortamı, İran destekli Husi (Ensarullah) milislerinin uluslararası alanda tanınan Yemen hükümeti güçlerine karşı başlattığı devasa askeri operasyonla adeta yerle bir oldu. Bölgeden gelen acil durum raporlarına göre, taarruzun hızı ve kapsamı hem yerel unsurları hem de uluslararası gözlemcileri gafil avlarken; Husiler sadece son 24 saat içerisinde tam 2.600 kilometrekarelik devasa bir bölgenin kontrolünü tamamen ele geçirdi.
Beklenmedik Stratejik Hamle: Cephe Hatları Çöktü
Yemen ordusunun son aylarda tahkim ettiği savunma hatlarına yönelik gece saatlerinde başlayan çok yönlü saldırılar, ağır silahlar ve insansız hava araçlarının (İHA) yoğun kullanımıyla desteklendi. Stratejik öneme sahip tepelerin, geçiş güzergahlarının ve kırsal yerleşim yerlerinin art arda düşmesi, hükümet güçlerinin bölgeden hızlı bir şekilde geri çekilmesine neden oldu. Kaybedilen 2.600 kilometrekarelik alan, hem lojistik tedarik zincirleri hem de enerji hatlarına yakınlığı sebebiyle sahadaki operasyonel üstünlüğü büyük ölçüde el değiştirmesine zemin hazırladı.
Bölgedeki askeri hareketliliği yakından takip eden yerel güvenlik kaynakları, saldırının aylar süren bir istihbarat ve yığınak sürecinin sonucu olduğunu belirtiyor. Askeri bir yetkili yaptığı açıklamada, "Düşman unsurları, savunma hatlarımızın en zayıf olduğu noktaları hedef alarak eşzamanlı bir sızma ve kuşatma harekatı icra etmiştir. Son 24 saatte yaşanan toprak kaybı, cephe hattındaki iletişim kopuklukları ve yoğun topçu ateşi baskısı nedeniyle gerçekleşmiştir. Birliklerimiz daha güvenli hatlarda yeniden toparlanma sürecine girmiştir," ifadelerini kullandı.
Bölgesel Yansımalar ve Uluslararası Koalisyonun Sessizliği
Husilerin gerçekleştirdiği bu ani ve geniş çaplı toprak kazanımı, sadece Yemen iç siyasetini değil, aynı zamanda Kızıldeniz ve Arap Yarımadası'ndaki genel güvenlik mimarisini de doğrudan tehdit ediyor. Özellikle Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap Koalisyonu'nun son dönemde bölgedeki doğrudan askeri varlığını azaltması ve diplomatik çözüm arayışlarına ağırlık vermesi, Husiler tarafından sahada bir fırsat penceresi olarak değerlendirildi.
Uluslararası ilişkiler uzmanları, bu operasyonun Husiler'in olası bir barış müzakeresinde ellerini güçlendirmek ve masaya tartışılmaz bir askeri galip olarak oturmak amacıyla tasarlandığının altını çiziyor. Ayrıca, uluslararası deniz ticaret yollarına yönelik tehditlerin arttığı bir dönemde, Yemen içindeki bu toprak genişlemesinin, milislerin füze ve İHA fırlatma rampaları için yeni ve daha güvenli derinlikler kazandırdığı vurgulanıyor.
İnsani Kriz Yeniden Zirve Yapabilir
Sahadaki haritanın bu denli hızlı değişmesinin en ağır faturası ise yine bölgedeki sivil halka kesildi. Çatışmaların şiddetlenmesiyle birlikte, el değiştiren 2.600 kilometrekarelik alanın çevresindeki köy ve kasabalardan on binlerce sivilin daha güvenli bölgelere doğru göç etmeye başladığı bildiriliyor.
Birleşmiş Milletler (BM) insani yardım koordinatörlüğüne yakın kaynaklardan alınan bilgiye göre; "Bölgede aniden patlak veren bu büyük çaplı çatışma, zaten yetersiz olan su, gıda ve tıbbi malzeme tedarik zincirini tamamen felç etmiş durumdadır. Yeni göç dalgası, kapasitesi dolmuş olan sığınmacı kamplarında salgın hastalık ve açlık riskini geri dönülemez bir noktaya taşıyacaktır." çağrısı yapılarak uluslararası topluma acil müdahale uyarısında bulunuldu.
Yemen hükümetinin kaybedilen toprakları geri almak için nasıl bir karşı taarruz planı hazırlayacağı ve uluslararası aktörlerin bu duruma vereceği tepki henüz belirsizliğini korurken, Ortadoğu'nun bu sıcak cephesindeki tüm gelişmeler profesyonel dış haberler masamız tarafından yakından takip edilerek nededine.com üzerinden sizlere anlık olarak aktarılmaya devam edecektir.