Başlık: Ortadoğu'da Dengeleri Kökünden Değiştiren Milat: Aksa Tufanı'nın 3. Yıldönümünde Direnişin Küresel Etkileri Etiketler: aksa, tufan, filistin, gazze, israil, direnis, ortadogu, milat, yildonumu, siyaset Kategori: Gündem
İçerik:
Tarihin Akışını Değiştiren O Sabah: 7 Ekim'in Arka Planı
Dünya tarihine ve Ortadoğu'nun karmaşık jeopolitiğine silinmez bir damga vuran Aksa Tufanı operasyonunun üzerinden tam üç yıl geçti. Tarihler 7 Ekim 2023 sabahını gösterdiğinde, dünyanın en gelişmiş istihbarat ağlarından biri olarak kabul edilen MOSSAD ve milyarlarca dolarlık askeri teknolojiyle donatılmış İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nden gelen eşi benzeri görülmemiş bir direniş dalgasıyla adeta felç oldu. On yıllardır süren acımasız abluka, sistematik işgal politikaları ve uluslararası hukukun hiçe sayıldığı yerleşimci şiddeti, en nihayetinde Filistin halkının varoluşsal bir refleksle patlamasına zemin hazırladı. Bu harekat, sadece askeri bir taktik hamle değil; aynı zamanda yok sayılmaya, haritadan silinmeye çalışılan bir ulusun "Ben buradayım ve kaderimi kimseye teslim etmiyorum" çığlığının sahaya yansımış en somut haliydi.
Bu tarihi olayın arka planını doğru okumak için, Filistin meselesinin son yirmi yılda nasıl uluslararası toplum tarafından sumen altı edilmeye çalışıldığını iyi analiz etmek gerekiyor. Arap coğrafyasındaki "normalleşme" anlaşmalarıyla Filistin davasının tamamen izole edildiği, meselenin sadece bir "güvenlik ve insani yardım" boyutuna indirgendiği bir konjonktürde, direniş grupları tüm küresel hesapları tek bir sabah operasyonuyla çöpe attı. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi'nden kıdemli analist Dr. Tarık El-Kassam, bu durumu şu sözlerle özetliyor: "Aksa Tufanı, düdüklü tencerenin patlama anıydı. Batı ve İsrail, milyonlarca insanı açık hava hapishanesinde tutarken, o insanların sessizce yok oluşu bekleyeceğini zannetti. 7 Ekim, diplomatik masalarda kurulan normalleşme hayallerinin, sahadaki gerçeklik duvarına çarpıp paramparça olduğu gündür."
Askeri ve İstihbarat Açısından Yıkılan Kibir Mitleri
Aksa Tufanı'nın askeri literatüre kattığı en büyük ders, şüphesiz ki asimetrik savaşta teknolojinin tek başına bir zafer garantisi olmadığı gerçeğidir. Yıllardır yenilmezlik efsanesiyle pazarlanan, lazer güdümlü Demir Kubbe hava savunma sistemleri, yapay zeka destekli sınır duvarları ve dünyanın en pahalı sensörleriyle donatılmış askeri üsler, kısıtlı imkanlara ancak sarsılmaz bir inanca sahip direnişçiler tarafından saatler içinde aşıldı. Motorlu paraşütler, modifiye edilmiş dronlar ve basit ama etkili tünel stratejileri, milyar dolarlık güvenlik bütçelerini adeta madara etti. Bu durum, sadece bölgesel bir yenilgi değil; aynı zamanda İsrail'in küresel silah pazarındaki caydırıcılığına ve prestijine indirilmiş en ağır ve kalıcı darbe olarak kayıtlara geçti.
Operasyonun üzerinden geçen üç yıla ve yaşanan tüm orantısız yıkıma rağmen sahadaki direnişin kırılamaması, meselenin bir diğer kritik boyutunu oluşturuyor. Bugün 2026 yılına gelindiğinde, ağır bombardımanlara ve devasa sivil kayıplara rağmen Gazze halkının direniş iradesinin teslim alınamaması, modern askeri doktrinlerin çaresizliğini gözler önüne seriyor. Askeri tarihçi Prof. Dr. Michael O'Brien'ın son makalesinde yer alan, "Tel Aviv yönetimi, 7 Ekim'de kaybettiği psikolojik üstünlüğü bir daha asla geri kazanamayacak. Çünkü karşılarında sadece silahlı bir grup değil, her enkazın altından yeniden doğan, kaybedecek hiçbir şeyi kalmamış ve ölümü göze almış koca bir jenerasyon var" şeklindeki tespitleri, sahadaki kilitlenmenin asıl nedenini tüm çıplaklığıyla açıklıyor.
Küresel Uyanış ve Batı Hegemonyasının Çatlaması
Aksa Tufanı'nın sadece bölgesel sınırları aşarak küresel bir uyanışın fitilini ateşlemesi, harekatın en büyük siyasi başarılarından biri olarak tarihe geçmiştir. Olayların hemen ardından başlayan süreçte, Amerika Birleşik Devletleri ve ana akım Avrupa hükümetlerinin İsrail'e verdiği koşulsuz destek, Batı dünyasının kendi vatandaşları nezdinde büyük bir meşruiyet krizine girmesine neden oldu. Harvard, Columbia, Oxford ve Sorbonne gibi dünyanın en prestijli üniversitelerinde başlayan, milyonlarca gencin sokaklara döküldüğü devasa küresel eylemler, Filistin davasının artık sadece Arapların veya Müslümanların değil, küresel vicdanın ortak davası haline geldiğini kanıtladı.
Bu küresel öğrenci eylemleri ve sivil itaatsizlik dalgaları, Batılı ana akım medyanın on yıllardır kurduğu tek taraflı anlatı tekelini de sosyal medya üzerinden yerle bir etti. Sansürlere, gözaltılara ve siyasi baskılara rağmen gerçeklerin gizlenemediği bir dijital çağ tufanı yaşandı. Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doç. Dr. Selim Karahan, bu sosyolojik kırılmayı şu ifadelerle aktarıyor: "7 Ekim, sadece Gazze sınırındaki demir çitleri değil, aynı zamanda Batı'nın iki yüzlü insan hakları maskesini de yırtıp atmıştır. Bugün Londra'dan Washington'a kadar sokakları dolduran yeni nesil, kendi hükümetlerinin emperyalist politikalarını açıkça reddediyor. Aksa Tufanı, ezilen tüm halklar için küresel bir direniş sembolüne dönüştü."
Gelecek Senaryoları: Direnişin Siyasi Kazanımları Neler Olacak?
Bugün, Aksa Tufanı'nın üçüncü yıl dönümünde Ortadoğu haritası ve siyasi denklemleri eskisinden çok daha farklı bir eksende şekilleniyor. Başta Birleşmiş Milletler olmak üzere uluslararası kurumların saygınlığını yitirdiği bu yeni düzende, bağımsız bir Filistin devletinin tesisi artık "ertelenebilir" bir gündem maddesi olmaktan çıkarak, bölge barışının kaçınılmaz ve en acil önkoşulu haline gelmiştir. İsrail iç siyasetinde yaşanan derin çatlaklar, ekonomideki sarsıntılar ve tersine göç dalgaları, direnişin yarattığı sarsıntının sadece askeri değil, varoluşsal bir boyutta da Tel Aviv'i çıkmaza sürüklediğini gösteriyor.
Önümüzdeki süreçte, masaya oturulacak herhangi bir barış veya ateşkes denkleminde direniş gruplarının eli, tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar güçlü olacaktır. Kendi kaderini tayin etme hakkını sahadaki kanıyla ve sarsılmaz direnciyle dünyaya kabul ettiren Filistin halkı, yeni çizilecek jeopolitik haritanın figüranı değil, bizzat başrolü konumundadır. Küresel güç dengelerinin çok kutuplu bir yapıya evrildiği bu dönemde, Aksa Tufanı ile başlayan bu onurlu duruş, yalnızca bir toprak mücadelesi olarak değil, küresel adaletsizliğe başkaldırının en görkemli destanı olarak siyasi sonuçlarını vermeye devam edecektir.
Nededine Yorumu:
Milyar dolarlık sensörler, lazer güdümlü harikalar, yapay zeka destekli aşılmaz denen devasa beton duvarlar... Sonra bir bakıyorsunuz, on yıllardır ambargo altında, açık hava hapishanesinde adeta boğmaya çalıştığınız bir avuç insan, üç beş motorlu paraşüt ve sarsılmaz bir yürekle o çok övündüğünüz kibir kulelerinizi bir sabah vakti başınıza yıkıveriyor! Batı medyasının "ama, fakat" diyerek kıvranmaları ve ikiyüzlü politikacıların timsah gözyaşları arasında, dünyanın dört bir yanındaki üniversitelerde gençlerin Filistin bayraklarıyla kampüsleri inletmesi, asıl "tufanın" zihinlerde koptuğunun en büyük kanıtıdır. Dünyanın jandarmalığına soyunan o kravatlı efendiler, üç yıldır haritada yerini bile zor buldukları küçücük bir kara parçası karşısında siyasi bir felç geçiriyorlar; ne diyelim, o yenilmez sandığınız zırhınızın üzerinde artık kocaman, söküp atamayacağınız şanlı bir Filistin yaması var, ömür boyu tepe tepe kullanın!
