Başkent kulislerini hareketlendiren son dakika gelişmesiyle birlikte, AK Parti yönetim kademesinde beklenmedik bir ayrılık yaşandı. Eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı olan ve halihazırda AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ile Sosyal Politikalar Başkanı olarak görev yapan Fatma Betül Sayan Kaya, kamuoyunda günlerdir tartışılan ve siyasete uzanan "fon vurgunu" iddialarının odağında kalarak partideki tüm görevlerinden istifa ettiğini açıkladı. Bu flaş ayrılık, hem parti içerisinde hem de muhalefet cephesinde geniş yankı uyandırırken, gözler iddiaların merkezindeki yargı sürecine çevrildi.
"Fon Krizi" İddialarının Arka Planında Ne Var?
Fatma Betül Sayan Kaya'nın istifasına giden sürecin fitili, borsada vatandaşlardan toplanan paralarla oluşturulan fonlar üzerinden haksız kazanç sağlandığı iddiaları üzerine başlatılan geniş çaplı soruşturma ile ateşlendi. Muhalefet temsilcileri tarafından kamuoyu gündemine taşınan iddialara göre, bazı eski ve mevcut siyasiler ile bürokratlar, içeriden bilgi alarak borsada manipülatif işlemler gerçekleştirdi.
Özellikle Özata Denizcilik hisseleri üzerinden yapıldığı iddia edilen işlemler büyük tartışma yarattı. Kamuoyuna yansıyan belgelere ve iddialara göre, Kaya'nın söz konusu hisselerden 255 lira birim fiyatıyla alım yaptığı ve kısa süre içerisinde hisseleri 4 bin 482 liradan elden çıkardığı öne sürüldü. Bu işlemler sonucunda 63 milyon 359 bin lira yatırımla sadece 4 ay içinde 1 milyar 344 milyon lira kazanç elde edildiği; eşi İlyas Kaya'nın ise benzer şekilde 99 milyon lira yatırımla 826 milyon lira gelir sağladığı iddia edildi. Muhalefet kanadı, bu muazzam artışın normal piyasa koşullarında mümkün olamayacağını belirterek içeriden bilgi sızdırıldığı (insider trading) yönünde ciddi suçlamalarda bulundu.
İstifa Kararı: "Sürecin Selameti İçin Affımı İstedim"
Günlerdir süren sessizliğin ardından, hakkındaki iddialara ilk etapta "Müsait değilim" diyerek yanıt vermekten kaçınan Fatma Betül Sayan Kaya, artan kamuoyu baskısı ve parti içi değerlendirmelerin ardından sosyal medya hesabı üzerinden resmi bir açıklama yayınladı.
Yargı sürecinin şeffaflığına vurgu yapan Kaya, istifa metninde şu ifadelere yer verdi: "Bu anlayışla, sürecin selameti ve iddiaların tüm yönleriyle açıklığa kavuşturulabilmesi amacıyla yürütmekte olduğum tüm görevlerimden affımı Sayın Genel Başkanımızdan istedim. Kamuoyuna saygıyla arz ederim."
Kulislerden sızan bilgilere göre, AK Parti içinden isimler, özellikle de eski milletvekili Şamil Tayyar'ın "Eğer iddialar doğruysa, kabul edilebilir bir durum değil. Hemen istifası gerekir. İddialar doğru değilse, hemen yalanlamalı ve dava açmalıdır" şeklindeki sert çıkışı, istifa sürecini hızlandıran temel etkenlerden biri oldu.
AK Parti Cephesinden İlk Tepki: "Hesap Sorulacaktır"
İstifanın hemen ardından AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, partinin resmi tutumunu netleştiren önemli bir yazılı açıklama yaptı. Krizin üstünün örtülmeyeceğini ve yargı sürecinin destekleneceğini belirten Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla yetkili kurumların süreci titizlikle yürüttüğünü vurguladı.
Ömer Çelik yaptığı açıklamada, "Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımızın 'sorumluluğu olan kim varsa hesap sorulacaktır' ifadesi temel ilkemizdir. Bu ilke çerçevesinde, her türlü yanlış, yolsuzluk, istismar ve usulsüzlükle mücadele tavizsiz verilecektir" diyerek, Adalet Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın tam koordinasyon içinde çalıştığını kamuoyuna duyurdu. Ekonomik piyasalar açısından da güvence veren Çelik, sistemik bir riskin bulunmadığını ve sermaye piyasalarındaki bu durumun sınırlı sayıda fonla ilişkili olduğunu ifade etti.
Yargı Sürecinde Bizi Neler Bekliyor?
Fatma Betül Sayan Kaya'nın parti görevlerinden ayrılması, fon soruşturmasının sadece siyasi değil, hukuki boyutunu da daha karmaşık bir hale getirdi. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK)'nın geçtiğimiz günlerde aynı hisseler üzerinden aralarında üst düzey isimlerin de bulunduğu 11 kişi hakkında suç duyurusunda bulunması, çemberin daraldığını gösteriyor.
Adliye kaynaklarından yansıyan bazı iddialara göre, Kaya çiftinin satış, devir ve para transferlerinin savcılık onayına bağlandığı; menkul kıymetlerinin dondurulması ile tapu ve diğer mal varlıklarına tedbir konulmasının gündemde olduğu öne sürülüyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın son 3 ay içerisinde fonlardan çıkış yapan tüm isimlerin listesini talep etmesi, soruşturmanın önümüzdeki günlerde siyaset ve iş dünyasından yeni isimlere uzanabileceği yönündeki beklentileri artırıyor.